Etiket arşivi: Eskişehir

Eskişehir’de 3. Dalga Kahvecilik

Türkiye’de 1. ve 2. dalgayı doya doya yaşayamadan 3. dalga kahvecilik tartışmaları başladı. Amerikan menşeili kahve kültürünün esas alındığı yeni nesil kahve anlayışında işler biraz karışık. Ancak kahve kültürü denince Osmanlı’yı unutmamak gerekir. Milliyetçilik tartışmaları içinde ele almadığımı belirtmeliyim. Tarihsel bir olgu olarak 1. dalga kahve kültürü tartışılacaksa Osmanlı kahve kültürü ve bugün Türk kahvesi geleneğinde izlerini sürdüğümüz kahve içme alışkanlıklarını, beğenilerini ele almamız lazım. Zira Türk kahvesi ve kültürü de bu anlamda ciddi bir tehdit altında gibi görünüyor. Kahve öyle kolay bir yazı konusu değil, çok çetrefilli. Bu nedenle araştırma gerektiren, birden fazla yazı konusu olacak derinlikte bir mevzu. Bu yazının konusu ise Eskişehir’de 3. dalga kahve mekânları.

Kanaviçede İşlenmiş Kahve - Caffé İtalyan Eskişehir
Kanaviçede İşlenmiş Kahve – Caffé İtalyan Eskişehir
  1. dalga hazır kahve üretimini ve içimini esas alan akım olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de uzunca bir dönem suda eriyen kahvemsi maddeyi tükettik, halen beşi bir aradanın çıkmasını bekliyoruz. Starbucks’ın yöresel lezzetler, kafeinsiz, espresso kahve servis etmesi 2. dalga olarak nitelendiriliyor. 2. dalga bugün Starbucks ve benzeri küresel kahve zincirlerinin endüstriyel yapısına göndermede bulunuyor. Kısacası zincir kahveciler “endüstriyel kahve”(ci) olarak tanımlanıyorlar. 2. dalganın bana göre en ayırt edici özelliklerinden biri küresel kapitalizmi simgeliyor olması, bilhassa Starbucks ile. Bu nedenle de dünyanın pek çok yerinde tıpkı McDonalds gibi Starbucks da küresel kapitalizm karşıtı gösterilerin hedefi olabiliyor. Oysa kahvecilik bir zanaat işi. 3. dalga kahveciliğin esprisi işte tam da burada. Baristanın zanaatkâr olarak ön plana çıktığı, kahve çekirdeklerinin tekil olarak önemsendiği, her birine has lezzetlerin ve güçlü gövdelerin, tatların ortaya çıkarıldığı ve tüm bunların farklı demleme teknikleri ile işlendiği bir süreç 3. dalga kahve akımı olarak tanımlanıyor. Mutfak sanatlarına benzer bir şekilde kahve sanatları olarak özetleyebiliriz.
Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir

Genel olarak Türkiye’de üç kahve dalgası bir arada yaşanıyor. Şehirlerarası otobüslerde, okul kantinlerinde instant kahveler birinci dalgayı, AVM’lerde ve tüketim mekânlarının yoğunluk kazandığı caddelerde ikinci dalgayı, nezihleşen yerlerde ise üçüncü dalgayı yaşıyoruz. İstanbul’da sebil gibi 3. dalga kahve akımı temsilcisi mekân bulunuyor. Eskişehir’de Starbucks‘ın açılması kimilerince milat sayılıyor. Oysa küresel zincirlerden ilk Gloria Jeans gelmişti. Henüz sigara yasağı gelmeden ard arda açılan AVM’lerin içinde büyük şubeleri vardı. Ancak Türkiye’de küçülme politikası ve sigara yasağı nedeniyle fazla uzun ömürlü olmadı. Belki de bu nedenlerle Starbucks uzun bir süre uzak durdu Eskişehir’den. Halinden memnun olmalı ki iki şube, bir corner (Acıbadem Hastanesi içinde) ile devam ediyor, dördüncüsü yoldaymış…  Asıl Kahve Dünyası sükseyi yapıyor Eskişehir’de. Sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Üniversite Caddesi’nde başta olmak üzere, sayısını bilemediğim kadar kahve, yiyecek menüsü birbirine benzeyen onlarca kahve zinciri var: diyarından, gönülüne, hatırından, dünyasına, deryasına… Öte yandan filtre kahve istediğiniz yerde french press getirilmesi, bayat kahve servis edilmesi sıkça karşılaşılan durumlardır.

Caffé İtalyan Eskişehir
Caffé İtalyan Eskişehir

Blackcat ve İtalyan kahvecileri Eskişehir’de 3. dalga temsilcisi olarak açıldıklarını duyduğum, ancak yoğunluktan gidemediğim mekânlardı. Aslında 3. dalga falan da hikaye bir açıdan bakıldığında. Kahve dünyada petrolden sonra ticaretin en acımasızca yapıldığı meta olarak son derece kritik bir öneme sahip. Adil ticaret, üretim koşulları gibi tüketim koşulları ve dayatmaları da önem kazanıyor kahve söz konusu olduğunda. Starbucks gibi örnekler bir yandan adil ticaret anlaşmalarına imza atmaktan imtina ediyor, üretim koşullarındaki sömürü ilişkilerini arka planda tutuyor. Tüm bu nedenlerinin yanı sıra nitelikli kahve içmek isteyen birinin zanaat işi, yani ustalık hüneri ile hazırlanmış bir fincan kahve peşinde koşması olağan karşılanmalı.

Caffé İtalyan Eskişehir
Caffé İtalyan Eskişehir

Yılın son gününü Gülbin’le birlikte kendimize ayırdık. Dışarıdaki soğuğa inat içimizi ısıtan kahveci keşifleriyle günümüz harika geçti. İlk durak Blackcat Coffee. Burası aslında kahve çekirdeği toptancısı.  Eskişehir’deki pek çok kafeye çekirdek satıyorlar. Bu nedenle mekân profesyonel mimarlık elinden çıkma değil. Amatör ruh mekânın karakteri adeta. Eskişehir’deki mekânlara has doğaçlama figürler ve tasarım barındırıyor. Her şey ortada zaten. Swarmapp’taki bir yorumla “babaanne koltukları” var dört beş tane.

Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir

Blackcat Coffee’de barista Zeynep’in konukseverliği ve hoş sohbeti ile yılın son gününün ilk müşterileri oluyoruz. Zerafeti ile sorularıma sabırla cevap veriyor. Ellerinden Etiyopya çekirdeklerinden, kendi kavurma stilleri ile filtre kahve içiyorum. İçtikçe zenginleşen, günün ilk kahvesi oluyor benim için. Keşfetmeniz gerek çünkü tam kahve kaşifi mekânı. Dilerseniz damak tadınıza uygun kahve çekirdeği alıp evinizde dilediğiniz şekilde demleyebilirsiniz. Üstelik eğer bizim gibi şanslıysanız, yani dükkana ayak basan öncü müşteri olursanız ilk kahveler Blackcat Coffee’den 🙂 Bunu yazmamın bir sakıncası olmadığını söyledi Zeynep, bir bakmışsınız sabah kuyruk oluyormuş Blackcat’in önünde 🙂

Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir
Blackcat Coffee Eskişehir

İtalyan biraz daha tasarım işi, profesyonel bir kahve dükkanı aslında. Akdeniz yumuşaklığı var mekânın iç tasarımında. Limon ve zeytin ağaçları saksıya sıkıştırılmış, Egeli olarak Eskişehir soğuğunda bu ağaçları görmek bile insanın içini ısıtıyor.

Caffé İtalyan Eskişehir
Caffé İtalyan Eskişehir

Chemex, Hario V 60, Aeropress demleme teknikleri ile farklı menşeili kahve çekirdeklerini ve daha fazlasını İtalyan’da denemeniz mümkün. Benim seçimim Guatemala Antigua oldu. Keyifliydi. Kahvenin eşlikçileri, kurabiyeler, kekler, poğaçalar ve tatlılar el yapımı, günlük olarak yenebilir. Samimi, sakin bir ortamı var. Gün içinde kaçamak yapmak, dedikodu için ya da çalışmak için alternatif bir mekân olabilir, aklınızda olsun. Küresel kahve zincirlerine alternatif arıyorsanız, kahvenin bir zanaat işi olduğunu düşünüyorsanız, kahvenin endüstriyel kavurma teknikleriyle aromalandırılmasından rahatsız oluyorsanız ve gerçekten nitelikli kahve çekirdeklerinin farklı tarzlarda kavrularak, değişik demleme teknikleriyle kahvenin tutkusuna kendinizi adamak istiyorsanız artık Eskişehir’de de başarılı girişimlerin olduğunu sizlerin de bilmenizi istedim.

Caffé İtalyan Eskişehir
Caffé İtalyan Eskişehir
Reklamlar

Gurme Ayten Usta “Destan Kahvaltı”

Uzun süredir dışarıda kahvaltı yapmaktan imtina ediyordum. Zira iyi örnekler olsa da dışarıda kahvaltının salgın bir hastalık gibi nasıl yayıldığını ve bu konudaki yaklaşımımı şu yazıda paylaşmıştım: Dışarıda Kahvaltı Saplantısı.  Bir süredir dışarıda kahvaltı yapmak zorunda kaldığımda, bir konuğum geldiğinde Anadolu Üniversitesi’nin konuk evinden şaşmıyorum. Çünkü açık büfe, standart, temiz ürünler sunan makul fiyatlı bir seçenek olarak Anadolu Üniversitesi’nin konuk evi son derece uygun bir seçenek. Ancak babalar günü vesilesiyle minik dev ailemizle ve çok sevgili dostlarımız Çağdaş & Aylin ile yılın en uzun gününde, yılın en uzun kahvaltısını dışarıda yapmaya karar verdik. Kahvaltısını hiç denemediğimiz, Ege için de oyun alanı olan bir yer seçmeye karar verdik. Sonuçta Uluönder Parkı’nda Gurme Ayten Usta‘nın yerine gittik.

Gurme Ayten Usta "Destan Kahvaltı"
Gurme Ayten Usta “Destan Kahvaltı”

İlk andan itibaren karşılaştığımız birkaç soruna değinmezsem gerçekten içimde kalacak. Öncelikle Ramazan ayı olması nedeniyle rezervasyonsuz dış mekânda yer bulabiliriz diye düşündük. Ben yine de telefon etme ihtiyacı hissettim, aradım ve on dakika içinde orada olacağımızı söyleyince rezervasyon yapmaya gerek olmadığını, yer bulabileceğimizi söylediler. Mekâna ulaştığımızda açık havadaki, su kenarındaki tüm masalar bir kısmı dolu, geri kalan büyük çoğunluğu ise rezerve edilmişti. Bu nedenle iç mekânda oturmaya karar verdik. Ancak oturduğumuz birkaç saat boyunca bazı masaların rezervasyon sahiplerinin gelmediğini görünce açıkçası üzüldüm. Zira rezervasyon sahibi taahhüt ettiği saatte gelmediği takdirde rezervasyon iptal edilir ve o an için gelmiş müşteriler açık havada misafir edilir. Ancak hiçbir şekilde dışarıda oturamadık. Meselenin daha büyüğü, “destan kahvaltı” siparişinde yaşandı. Sınırsız “destan kahvaltı” bedeli kişi başı 25 TL. Kahvaltı menüsünün adı ve fiyatı müşterideki beklentiyi çok yukarıya çekiyor. Ayrıca 0-3 yaş arası çocukların ücretsiz olduğu da menüde belirtiliyor. Garson, kendince rasyonel bir teklifte bulunarak Ege için ücretli çoçuk menüsü öneriyor. Ancak buna gerek olmadığını Ege’nin üç yaşında olduğunu söylüyoruz. Garson büyük bir aymazlık içinde müşterinin beyanına inanmıyor ve “gerçekten 3 yaşında mı?” diye soruyor ve bir servis daha açma teklifinde bulunuyor. Bunun üzerine ben sinirleniyorum, zira bu müşteriye yapılmış çok büyük bir saygısızlık kanımca. Siparişleri getirmek üzere masadan ayrıldığında Ege’nin kimliğini göstermek istiyorum ancak Gülbin buna engel oluyor. Yakın zamanda Brüksel’de Chez Leon‘da çocuk menüsünün ücretsiz olduğunu deneyimlemiş bir aile olarak büyük hayal kırıklığı yaşıyoruz. Çünkü Chez Leon’da böylesi bir tutumla kesinlikle karşılaşmamıştık. “Destan kahvaltı” gelmeye başladığında ise beklentilerimiz boşa çıkıyor. Sıradan serpme kahvaltı ile karşı karşıya kalıyoruz. Ne peynir kalitesi, ne reçeller, ne de sıcak olarak getirilen sucuk, omlet ve pişi olması gereken nitelikteydi. Reçellerin geri dönüşüme uğradığı üzerlerinin kurumasından bariz belliydi. Sucuk, pişi, omlet soğuk olarak servis edildi. Ekmekler bayattı. Omlet, 4 kişilik “destan kahvaltı” siparişi vermiş olmamıza rağmen tek kişilikti. Karpuz dilimleri muhtemelen bir önceki geceden hazırlandığı için kenarlarından pörsümeye başlamıştı.

Gurme Ayten Usta "Destan Kahvaltı"
Gurme Ayten Usta “Destan Kahvaltı”

Velhasılı Eskişehir gibi bir kentte önemli bir parkın içinde “tüketici ödülü”ne sahip bir mekân işletiyorsunuz, iddialı bir biçimde 0-3 yaş arası ücretsiz diyorsunuz ancak müşterinin beyanına inanmak istemiyorsunuz. Bu hatanın telafi edilebilmesi gerçekten çok zor. Söz konusu çocuklar olunca ailelerin hassasiyeti gerçekten çok fazla olabiliyor. Ayrıca, yine iddialı bir menü hazırlıyorsunuz, sınırsız “destan kahvaltı” veriyorsunuz ancak içerik olarak müşteriyi tatmin edemiyorsunuz. Benim titiz olduğum bilinir ancak arkamızdaki masadan da “destan kahvaltı”nın gerçekten “masal” olduğunu işitince sorunun benimle ilgili olmamasına seviniyorum.

Fahrettin Usta’nın Ütülü Balabanı

Ben neden onca zamandır adını, sanını duyduğum Fahrettin Usta‘nın balabanını daha önce yememişim? Bunca zaman açılan farkı nasıl kapatabilirim ki? Sanırım bir süre her öğlen orada yersem kendimi affedebilirim. Eskişehir’de yalnızca benim değil, damak zevki ortalamanın üzerinde olan herkesin istisnasız hemfikir olduğu şey “Eskişehir’de iyi et, kebap yapan yer yok!” olacaktır.

Fahrettin Usta
Fahrettin Usta

Köftesi gösterişten uzak, baharatı ölçülü, bonfile şişi ise pamuk yastık gibi. Sunumu ise pastoral bir tablo adeta. Balaban kimilerine göre çok özellikli bir yemek sayılmayabilir ama, yalnızca balabana odaklanan, en iyisini yapmayı dert edinen Fahrettin Usta bu işi gerçekten güzel yapıyor. Abdüsselam‘la karşılaştırınca aradaki fark – hem fiyat hem de lezzet – muazzam boyutlarda.

Eskişehir sobası ve güğümlerde ısınan sıcak su
Eskişehir sobası ve güğümlerde ısınan sıcak su

Haftasonu çok sevgili dostlarım Aylin ve Çağdaş’la Eskişehir sobası eşliğinde ev sıcaklığına kavuşmuş Fahrettin Usta’nın mekânındaydık. Salaş denince insanların aklına asgari hijyen koşullarından yoksun yerler geliyor. Ancak Fahrettin Usta’nın mekânı gösterişten uzak, samimi bir yer, önceliği lezzet olan bir yeme-içme mekânı. Arayıp bulmak için harcadığınız zamanı, park yeri arayışınızda yaşadığınız stresi ve ödedeğiniz rakamı sonuna kadar hak ediyor.

IMG_6778
Ütünün ağırlığında pamuklaşan bonfile şişler ızgarada

Şaşırmayın etler ütünün altında tütsülenmiyor, pamuk etkisi yaratılıyor ki ağzınızda et dağılsın. Mükemmel bir keşif bana göre.

IMG_6780
Tereyağlı, yoğurtlu ve soslu balaban
IMG_6781
Tereyağlı, yoğurtlu ve soslu balaban
IMG_6783
Tereyağlı, yoğurtlu ve soslu balaban

Karışık isterseniz fotoğraftakinin aynısını yiyebilirsiniz. Şiş bonfile ve köfte var bu tabakta. Bir porsiyon oldukça doyurucu, ama beni kesmez derseniz birbuçuk porsiyon da yiyebilirsiniz. Burada rakamları telaffuz etmekten kaçınıyorum, çünkü şu ekonomik koşullarda ve değişken et fiyatlarıyla yanıltıcı olmak istemem. Ama bazı yorumlarda karşılaşabileceğiniz gibi kesinlikle çok pahalı değil. Bana göre hak ettiği rakamı istiyor Fahrettin Usta. Ellerin dert görmesin, daha uzunca bir süre bu lezzeti bize sunmanı diliyorum.

İletişim bilgileri:

Adres: Kurtuluş Mh. Ziyapaşa Cd. Yolveren Sk. No:46/B ESKİŞEHİR

Telefon: 0222 220 27 99

Varuna Memphis “Nefis”

Varuna Memphis “nefis” demek istiyorum. Sıcağı sıcağına mekandan yeni döndüm. Eskişehir’in en yeni ve en iyi mekanlarından biri. Dekorasyon ve tasarım olarak Irish pub ile İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul kampusu içindeki Otto’yu andırıyor. Ama kendine özgü bir tarz yaratmış ve son zamanlarda kentteki en nitelikli mutfağı, en uygun fiyata sunan işletme olduğunu söyleyebilirim. Son yıllarda Barlar Sokağı ya da resmi adıyla Vural Sokak içine sıkışan barların kendilerine alternatif yarattıkları Fabrika Caddesi’nde eski Hayal Kahvesi’nin karşısında, şehrin ilk “rezidans”ının altında yer alıyor.

Varuna Memphis Eskişehir
Varuna Memphis Eskişehir

Varuna Memphis’in en önemli özelliği mimari olarak belirgin bir tarza sahip oluşu, tavanının yüksek olması, mutfağında profesyonel bir aşçının çalışması, diğer alternatiflerine göre fiyat-performansının ideale yakın olması. En ayrıştırıcı yanlarından biri ise öğrenci mekanlarından kendini mekansal ve dekorasyon olarak da farklılaştırması. Bu nedenle Eskişehir’de son zamanlarda dışarıda yemek için çıkan orta yaş ve üzeri insanların uğrak mekanı haline gelmesi raslantı değil. Eskişehir’de çalışan profesyonel orta sınıfın özellikle Barlar Sokağı’ndaki gürültü ve öğrenci yoğunluğundan kaçma ihtiyacı içerisine girmesi, Memphis’in bu boşluğu mükemmel bir şekilde doldurması ile örtüşüyor. Eskişehir’de pek çok mekanın okuma köşesi var ama böylesi rafine dergileri bulabilmeniz nadir olabilir. Benim açımdan en belirleyici olanı Yemek ve Kültür‘ün raflarda olması. Yeme-içme konusundaki titizliklerini gösteriyor.

Memphis Cafe Bar Eskişehir
Memphis Pub Eskişehir

İnsanların son zamanlarda dışarıda yemek yeme alışkanlığı kazanması Memphis’in işletmecilerinin gözünden kaçmamış. Bu nedenle mutfağa özel bir önem vermişler ve profesyonel bir aşçı mutfakta harika işler çıkarıyor. Düşünsenize kaç mekan, üstelik kendisini cafe-bar olarak tanımlayan kaç mekan kendi ekmeklerini yapıyor? Memphis’te ekmekler kendi üretimleri. Ağırlıklı olarak bira ve şarap ile uyumlu ana yemekleri tadabileceğiniz Memphis’te menü oldukça zengin. Beyaz ya da kırmızı et seçeneklerinden biri mutlaka sizin için uygun olacaktır. Bugün sevgili karımla gecikmiş evlilik yıldönümümüzü kutlamak için Ege’yi Emine’ye emanet edip Memphis’e uzandık. Seçimimiz mantarlı ızgara bonfile oldu. Sunum, lezzet ve fiyat performansına baktığımda Eskişehir’de daha iyisini zor yersiniz. Yanında Bomonti fıçı ile süper uyum gösterdi.

Mantarlı ve Sebzeli Bonfile
Mantarlı ve Sebzeli Bonfile

Daha önce denemiş olduğum Afacan Burger’i muhakkak tatmalısınız. Çok aç değilseniz, birkaç biradan sonra canınız patates dışında birşeyler istediyse mükemmel bir seçim olabilir. Haşhaşlı, susamlı ekmeklerinin arasına yine kendi hazırladıkları hamburger köftelerini koydukları afacanlar hem doyurucu hem de çok lezzetli.

Afacan Burgergiller
Afacan Burgergiller

İçki fiyatlarının öğrenci mekanlarının çokça olduğu Barlar Sokağı’ndan daha uygun olduğunu ayrıca belirtmek isterim. Yalnızca içki ve yemek için gitmeniz gerekmiyor. Çünkü Memphis’in kahvaltısı da bir harika. Her mekanın kahvaltı vermeye başladığı Eskişehir’de sıradanlaşan kahvaltı menüleri arasında kendine saygın bir yer edindiğini düşünüyorum. Ekmekler için bile tercih edilebilir. Üstelik bazı mekanların, kahvaltımızın ana içeceği olan çayı ilk bardaktan sonra hesaba yazmaya başladıklarını dikkate alırsanız, sınırsız çay da kahvaltıyı Memphis’te yapmak için yeterli nedenler olabilir. Güne akşam beş çayı zamanında başlayan genç arkadaşların siz bira içmeye gittiğiniz sırada hala kahvaltı yaptıklarını görürseniz bu nedenler yüzündendir:)

Gülbinim
Gülbinim

Koskoca beş yılın ardından hala ilk günkü gibi birbirimizi seviyor olmamız hayatımızdaki tadını koruyan en büyük lezzet. Sevgimizi ortaklaşa odağımıza aldığımız Ege ise en büyük damak tadımız. Onu her gün başka tatta ve lezzette seviyoruz.

Memphis Pub Adres: Yeni Bağlar Mahallesi. İsmet İnönü Cad.1 102/c Tepebaşı, 26000 Eskisehir, Turkey

Telefon: (0222) 320 3005

Memphis Facebook: https://www.facebook.com/pages/Varuna-Memphis/169045096591816 

Ahbab Çorba ve Yemek

Yaklaşık 14 yıldır yaşadığım, artık memleketim dediğim Eskişehir 1990’ların sonlarında şimdikine kıyasla yeme-içme mekânlarının çok sınırlı olduğu bir kentti. Öğrenciyken fast-food dışında güvenilir, taze ve temiz, sulu yemek yapan lokanta sayısı azdı. Hüsnüniyet lokantası içlerinden belki de en “iyi”lerindendi. Dolayısıyla sebze yemeği çeşitlerinin olduğu ve aynı zamanda temiz lokantaların azlığı ne yazık ki beni en azından o dönemde birkaç lokanta ile sınırlandırmıştır. Bunların en başında ise orduevi arkasindaki Posta Yemek gelirdi. Buraya her gittiğimde neredeyse standart menü haline getirdiğim tavuk suyu çorba, patlıcan musakka, pilav ve kaymaklı yoğurt yemekten kendimi alıkoyamazdım. Posta Yemek’te takıntı derecesinde ısrar etmemin bir başka nedeni de belki de kasada hesabı kesen mekân sahibinin kayınpederinin ak saçlı, ak yüzlü olması, güleryüzünü hiç eksik etmemesi ve bir dede sıcaklığında her seferinde beni karşılaması-uğurlaması olduğunu söyleyebilirim. Kebap denince benim aklıma löp et, tandır geldiği için herkesin kebap bildiği urfa, adana kebap, lahmacun, beyti gibi şeyler benim için rutinde değil, ayda yılda bir yenebilen şeylerdir. Bu nedenle kebapçılar benim yemek mekanlarım içinde önemli bir yer tutmaz genellikle.

Et-sebze dengesini iyi korumak adına sulu yemek yapan yerler ve özellikle esnaf lokantaları benim için vazgeçilmezdir. Çocukluğumda babamın dükkanında yazları çalışırken en keyif aldığım anların esnaf lokantasında yediğim öğle yemekleri olduğunu çok sonraları farkına vardım. Bir ara işler büyüyünce o esnaf lokantalarından birine sahip olduğumuzu da hatırlıyorum. Dahası bizim lokantamızın en iddialı olduğu iki şey çorba ve Nazilli pidesiydi. Lokantanın rahmetli ustası (huzur içinde yatsın) Yahya Usta’nın sabahın beşinde hazırlamaya başladığı paça çorbasının tadını hala unutamam. Yatılı okuldan haftasonu eve gelip, annemin kahvaltısını reddedip Yahya Usta’nın çorbasını içmek için sabahın köründe koşa koşa lokantamıza gittiğimi özlemle hatırlıyorum. Hala iyi yapılmış ayak, kelle paça çorbalarını, işkembe çorbasını (tabii ki annemin ve yengemin yaptıklarını değerlendirme dışında bırakıyorum) hiçbir şeye değişmem.

Tipik bir esnaf lokantasi olmasa da Ahbab Lokantası’nı öğrencilik sonrası geç keşiflerimden biri olarak kabul ediyorum. Genellikle Eskişehir’de Doktorlar Caddesi civarındaki beyaz yakalıların tercih ettiği Ahbab, bazı öğlenler sevgili Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ı da görebileceğiniz, samimi, temiz, güleryüzlü personelinin servisi ile öne çıkan küçüçük ama bol seçenek sunan bir mekân. Eskişehir’e özgü mercimekli fırınlanmış iri mantı, farklı sebzelerden yapılmış her lokantada bulamayacağınız sulu sebze yemekleri (Bürüksel lahanasından yapılmış sulu yemek), etli-sulu yemekler bazen insana seçim yapmakta zorlayabiliyor.

Ahbab Çorba ve Yemek’in Tezgâhı
Brüksel Lahanası Yemeği

;

Ciğer tava, yaprak sarma, musakka tadına bakılması gereken Ahbab yemeklerinden. Formuna dikkat edenler için sebze yemek seçeneklerinin hiç de az olmadığı, beyaz ekmeğin yanı sıra esmer ekmeğin de koşulsuz servis edildiği lokanta Eskişehir’e dışarıdan gelen ziyaretciler için de uğranması gereken yerlerden biri bana kalırsa. Ayrıca esnaf lokantalarının en büyük sorunlarından biri kullanılan yağ kalitesinin düşük olmasıdır. Bunu da en çok yemekten bir süre sonra hissedilen mide yanması ile anlar insan. Ahbab hem yağ miktarını düşük tutarak hem de kaliteden ödün vermeyerek böyle bir sorun yaşanmasına engel oluyor.

Sulu Dana Biftek

Ahbab Çorba ve Yemek Hoşnudiye Mah. Bayrak Sok. No:6/B adresinde, pratik olarak ise Doktorlar Caddesi üniversite yönü tramvay durağı arkasındaki Akbank’ın ara sokağında. Hava güzelse dışarıda küçük masalarda oturup keyfini çıkarabileceginiz,değilse de iç mekânda yemeklerin lezzetine varabileceğiniz son derece temiz ve samimi, fiyat, temizlik, çesitlilik ve performans açısından ES geçilemeyecek bir esnaf lokantası.

Ahbab Çorba ve Yemek Telefon: 0222 220 50 23 – Cep numarası ise 0533 473 86 82